Ancak Hildegart'ın annesinin planlarına göre değil kendi istekleri doğrultusunda yaşamak istemesi, onun yaşamını bambaşka bir yöne sürükler. İspanya'nın siyasi ve sosyal atmosferinin de etkisiyle Hildegart, feminist bir aktivist olmaya karar verir. Kendi cinsel özgürlüğü ve kadın hakları için mücadele ederken, politik olarak da sol görüşlü bir gazetede yazmaya başlar. Ancak bu durum, ailesi ve toplum tarafından tepkiyle karşılanır. Film, Hildegart'ın zorlu yaşam mücadelesini ve cesur duruşunu etkileyici bir şekilde bizlere aktarıyor. Tarihi bir karakterin gerçek yaşam öyküsünden esinlenerek çekilen bu film, izleyicilere hem duygusal hem de düşündürücü bir deneyim sunuyor. Hildegart'ın cesaretini ve idealizmini gözler önüne seren bu film, aynı zamanda dönemin siyasi ve toplumsal atmosferine de dikkat çekiyor. The Red Virgin Hildegart, izleyicilere sadece bir kadının hayat mücadelesini değil, aynı zamanda tüm kadınların hak mücadelesine olan inancı da güçlendiriyor.